Düğün, Nişan Organizasyonu Sözleşmelerinde Vazgeçilmesi Halinde Tüketicinin Hakları

Yayınlanma tarihi: 05/01/2022 Yazar: Av. Hasan YURDAKUL

Günümüzde sıklıkla rastlanan ihtilaflardan birisi de; düğün, nişan, kına gecesi, vb. organizasyonlarda yapılan organizasyon sözleşmesinden vazgeçilmesi halinde ne olacağı hususudur.

Peşin ödenen ücretin iadesinin gerçekleşmesi gerekir mi?

Sözleşmede yer alan cezai şart, cayma parası gibi düzenlemelerin geçerliliği bulunmakta mıdır?

Öncelikle her hukuki olay birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmekte ve kendine göre şartları içinde barındırmaktadır.

Taraflardan her biri sözleşme özgürlüğü çerçevesinde karşı tarafa istedikleri şartları ileri sürerek ve ortak paydada buluşarak sözleşme düzenleyebilir. Organizasyon sözleşmeleri ise, organizasyon sağlayıcısı ile tüketici arasında imza edilen karma bir sözleşme türüdür.  Genelde tüketici ile organizasyon hizmeti sağlayıcısı arasında yapılan sözleşme matbu ve üzerinde değişiklik yapılamayan, tüketiciyi imza atmaktan başka bir hal çare bırakmayan haksız şart içeren bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu şekilde olan sözleşme hükümlerine itibar edilemeyecektir.

Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. (4077 Sayılı Kanun m.6/1, Yön. m.4/d) Bu tanımdan hareketle, Haksız Şart kavramının MK.2.maddesinin 4077 Sayılı Kanuna yansıması olarak bakabiliriz. Standart Sözleşme ve Müzakere Kavramları Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. (4077 m.6/3 , Yön. m. 5/1) Tüketiciyle müzakeresi yapılmaksızın yazılı ve önceden hazırlanmış sözleşmeler genel olarak, model sözleşmeler (Banka Sözleşmeleri) veya katılma akitleri = iltihakı sözleşmeler (Enerjisa, Aski Sözleşmeleri) veyahut ta tip sözleşmeler (Kapıdan satış, Abonelik, organizasyon Sözleşmeleri) şeklinde olur. Tüketici Lehine Yorum İlkesinin Doktrinel İçtihatlara Göre Gerekçeler Prof. Dr. Haluk Tandoğan’a göre, bu tip sözleşmeler taraflardan biri için sözleşmeyi akdetme ye veya vazgeçmeye indirgenmiş (Yani; şartları karşılıklı konuşulup kararlaştırılamayan) bir sözleşme özgürlüğü öngörür. Bu ise bir özgürlük değildir ki, korunsun. Böyle bir durumda sözleşmenin zayıf olan taraf lehine yorumlanması gerekir. Bu durum, hakkaniyetin bir gereği olarak görülmelidir. Tarafların pazarlık etmedikleri, ya hep ya hiç kuralının geçerli olduğu, dolayısıyla zayıf olan tarafın içeriğine etki edemediği bir sözleşmenin “adil olmayan hükümlerini” sözleşme özgürlüğü prensibi çerçevesinde ayakta tutmak, güçlü olan tarafı, zayıf olan tarafın zaruri durumundan faydalandırmak olacaktır. Doç. Dr. Yeşim Atamer’e göre standart sözleşmeler, bireysel sözleşmeler gibi olmayıp, şartları önceden oluşturulmuş; birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak amacıyla, sözleşmenin imza edilmesinden çok önce düzenlenmiş; bu haliyle belirsiz sayıda kişiyi bu sözleşmeye dahil etmeyi yani anlaşmayı değil katılmayı öngören bir anlayışın ürünüdür. Böylelikle kişi, kendisi için elverişsiz koşullar taşıyan sözleşmeyi, bu elverişsiz koşullara rağmen, akdetmek durumunda kalmaktadır. Çünkü; burada, tüketici, psikolojik açıdan bir zaaf içindedir. Sözleşmenin matbu hali ve herkes için uygulanıyor olması, adeta yasa benzeri ve dolayısıyla değişmez nitelikte olduğu görüşünü tüketicide hakim kılmaktadır. İkinci olarak, tüketici, entelektüel açıdan bir zaaf içindedir. Sözleşme şartlarını okumak ve incelemek konusunda zamanı ve isteği olsa bile, gerekli hukuki donanımdan yoksun olduğu için bu şartları okuyup anlaması kendisi açısından çoğu zaman mümkün olmayacaktır. Son olarak da, tüketici, organizasyon açısından bir zaaf içindedir. İşletmenin organizasyonu o şekilde oluşturulmuştur ki, tüketiciyle sözleşme akdetmek için muhatap olan kişiler sıklıkla, herhangi bir yetkiye sahip değildir. Dolayısıyla tüketicinin bu konudaki çabalarına cevap verebilecek biri ile karşılaşma ihtimali çok düşüktür. Tüketici Lehine Yorum İlkesinin Genel Hukuk İlkeleri İçerisindeki Yeri Yukarıda değinilen doktrinel açıklamalar ve genel kabul görerek yargısal içtihatlarla da desteklenen açıklamalarda görüldüğü gibi, Standart sözleşmelerin akdedilmesin de, tüketici, kendisi için elverişsiz olan koşullara karşı korunaksız olduğundan, sözleşmenin içeriğine yönelik bir denetim zorunluluğu vardır. Tüketici Hukuku Rehberi - 51 - Şu haliyle, içerik denetimin emsal hukuki dayanaklarını ele alacak olursak, bir sözleşmenin hiçbir şekilde, emredici hukuk kurallarına ve ahlaka; toplumsal temel yargılara aykırı olamayacağı, gabin olarak vasıflandırılacak şekilde sözleşmenin bir tarafının zor durumda olmasından; tecrübesizliğinden faydalanılarak edimler arası açık dengesizliği öngöremeyeceği; bir taraf aleyhine diğer tarafın dürüstlük kuralına aykırı hareket edemeyeceği; bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı kullanılamayacağı gibi temel hukuk ilkeleri ile karşılaştığımız görülecektir.

Haksız Şartın Unsurları - Sonucu -İspat Şekli Haksız şartın üç unsuru vardır: 1. Sözleşmenin, tek taraflı; müzakere edilmeksizin düzenlenmesi. (Neredeyse tüm standart sözleşmeler gibi) 2. Taraflar arasında tüketici aleyhine dengesizliğe sebep olması.(Yarım sayfalık bir müzekkereyle yapılabilecek ipotek fekki için, tüketicinin ödeme yapmaması halinde fek işleminin gerçekleştirilmeyeceğine dair sözleşme maddesi gibi) 3. Sözleşmenin, İyiniyet kurallarına aykırı olarak düzenlenmesi Mesela, sözleşmede tüketici aleyhine cezai şart içeren bir maddenin olması gibi ya da Sözleşme ile cayma süresini sözleşme tarihinden organizasyon tarihine kadar olan süreden fazla ya da aynı belirlemek haksız şart oluşturacaktır. Örnek ile açıklamak gerekirse; 01.04.2022 tarihinde yapılacak bir düğün organizasyonu için organizasyon şirketi ile 01.01.2022 tarihinde sözleşme imzalanmış ve sözleşmede tüketicinin yalnızca 90 gün önceden haber vermek şartıyla sözleşmeden vazgeçebileceğine aksi halde peşin ödenen ( ya da ön ödeme olarak verilen) ücretin iadesinin yapılmayacağına ve cayma parası olarak kabul edileceğine dair maddenin tüketici aleyhinde haksız şart içermesinden dolayı geçerli olmayacaktır.

Haksız şartın iki sonucu vardır: 1. İdari para cezası 2. Haksız şartın butlanla sakat sayılması, bağlayıcı olmamasıdır. 4077 Sayılı Kanun, butlan yaptırımını “kısmi butlan” olarak düzenlemiştir. Çünkü; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede -sözleşmenin tamamı değil- sadece sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. (m.6/2) Diğer yandan, sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir Avukatlar İçin - 52 - şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına butlan yaptırımının uygulanmasını engellemez. (m.6/4- Yön. m.5/2 ) Ayrık bir düzenleme olarak, satıcı, sağlayıcı yanında kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar da batıl kabul edilmiştir. (Yön. m.7) Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. (m.6/5, Yön.m.5/3). Haksız şartın dışında kalan sözleşme hükümleri ise geçerliliğini muhafaza etmeye devam eder. (m.6/6)

Tüketici olan yani düğün, nişan organizasyonunu yapmak isteyen kişiler elde olmayan nedenlerden ötürü sözleşmeyi organizasyon tarihinden makul süre öncesinde iptal etmesi durumunda tüketici tarafından organizasyon bedeli olarak peşin ödenen para organizasyon şirketinden cayma parası olarak ya da cezai şart olarak düzenlenen bir bedel olsa dahi tümüyle geri alınabilecektir.

Organizasyon sözleşmesinde düzenlenen cayma parası, cezai şart hükümlerinin haksız şart olması nedeniyle geçersiz olacağını belirtiriz. Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik ve tüketici kanununa aykırı olarak düzenlenen organizasyon sözleşmesine itibar edilemeyecektir. Buna yönelik olarak verilen Yargıtay kararları da aşağıda yer almaktadır.

Yargıtay Kararı - 13. HD., E. 2014/38673 K. 2015/12925 T. 21.04.2015

“…Dava, düğün organizasyonu sözleşmesinin iptali nedeniyle peşin ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 27.2.2009 tarihli sözleşme ile 19.6.2009 da yapılacak düğün organizasyonu ile ilgili olarak fesih bildiriminin 45 gün önceden yapılmaması halinde organizasyon sahibinin sözleşme ile garanti edilen kişi sayısı üzerinden ödeme yapma yükümlülüğünü düzenleyen 4.c maddesinin haksız şart olarak mahkemece kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır…”

Yargıtay Kararı - 13. HD., E. 2016/9475 K. 2018/11752 T. 6.12.2018

“…Dava, düğün organizasyonu sözleşmesinin iptali nedeniyle bakiye kalan bedelin iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 10.04.2012 tarihli sözleşme ile 17.11.2012’de yapılacak düğün organizasyonu ile ilgili olarak “Alınan kaparo iade edilemez. Merasimden vazgeçildiği takdirde aynı tarihli gün ve saat satılmaz ise anlaşmadaki ücret tam alınır.” şeklinde düzenlenmiş 1. maddesinin mahkemece haksız şart olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır…"