Anonim Şirketlerde Ortakların Sorumlulukları

Yayınlanma tarihi: 17/02/2021 Yazar: Stj. Av. Esra BATTAL

A.     GİRİŞ


    6102 sayılı Ticaret Kanunu madde 329 fıkra 1’de anonim şirketlerin tanımı yapılmıştır. Buna göre: ‘‘Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.’’  Anonim şirketlerin amaç ve konusu ise Türk Ticaret Kanunu madde 331’de düzenlenmiş olup buna göre: ‘‘Anonim şirketler kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir.’’ Amaç konusunda anonim şirketler, kollektif ve komandit şirketlerden ayrılırlar. Kollektif ve komandit şirketler, bir ticari işletmeyi işletmek maksadıyla kurulurken anonim şirketler her türlü iktisadi gaye için kurulabilirler. Anonim şirketlerin diğer ticari şirketlerde olduğu gibi bir tüzel kişiliği vardır. Bu husus ticari şirket ve adi şirketin ayrılmasındaki en temel özelliklerden biridir. Tek kişiyle bile kurulabilir ve ortak, gerçek ya da tüzel kişi olabilir. Ancak ayrılık ilkesi çok keskindir. Ayrılık ilkesi ile kastedilen; ortakların malvarlığı ile ortağın malvarlığı birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Ortağın borcundan dolayı şirket, şirketin borcundan dolayı da ortak sorumlu tutulamaz.


    Ticaret şirketleri, şahıs ve sermaye şirketler olarak ikiye ayrılır. Kollektif ve komandit şirketler şahıs şirketi iken; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş olan komandit şirketler sermaye şirketleridir. Şahıs şirketlerinde kişi önemli iken sermaye şirketlerinde orta koyulan para önemlidir. Ki sermaye şirketlerinde ortakların hakları da sahip oldukları paya göre belirlenir. Anonim şirketler de bir sermaye şirketidir ve sermaye paylara bölünmüştür. Türk Ticaret Kanunun gerekçesine bakıldığında anonim şirket ve limited şirket arasındaki paylara bölünme kısmının farklarını görebiliriz. Gerekçeye göre: ‘‘Limited şirkette, "itibarî değer", anonim şirketteki itibarî değerden hem teorik hem de dogmatik düzen yönünden farklıdır. Anonim şirkette itibarî değer, gerçek anlamda paylara bölünmüşlüğün gereği olarak sermayenin serbestçe devredilebilen, hak kaynağı işlevini haiz, bağımsız bir birimini oluştururken; limited şirkette pay bir taraftan konulan sermayeyi gösteren ve bazı hesabi işlemlere temel oluşturan diğer paylarla eşit olması zorunlu bulunmayan esas sermayenin bir parçasını oluşturur. Anonim şirkette sermaye paylara bölünmüştür, limited şirkette ise esas sermaye payı, bazı hakların belirlenebilmesi ve kullanılabilmesi amacıyla hesabi olarak bölünür. Payın hesaben bölünmesi, payın verdiği oy hakkının hesaplanmasına ve temettünün belirlenmesine ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin uygulanmasına hizmet eder. Diğer yandan, “bir ortak=bir pay” kuralının belirli bir yararı bulunmamakta, aksine, payın kısmî devrinde bölünme gibi güçlüklere yol açmaktadır.’’[1] Aynı zamanda asgari sermaye şartı vardır.


B.      İLKELER

    Anonim şirketlerde en temel ilkelerden biri ‘‘sınırlı sorumluluk ilkesi’’dir. Bu ilke Türk Ticaret Kanunu madde 329/2’de düzenlenmiştir. Buna göre: Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. Yani ortak şirkete koymayı taahhüt ettiği pay ne kadarsa onu koyduktan sonra şirket alacaklarına karşı sorumluluğu tamamen biter. Şirket ile alacaklılar arasında bu ilke geçerli olduğu gibi şirket ile pay sahipleri arasında da aynı ilke geçerlidir.

    Bir diğer önemli ilke ‘‘sermayenin korunması ilkesi’’dir. Şirketin sermayesini koruruz çünkü alacaklıların teminatı şirketin sermayesidir. Türk Ticaret Kanununda sermayenin belli oranlarda kaybına bazı sonuçlar getirilmiştir. TTK madde 376/2 uyarınca ‘‘Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.’’.  Aynı zamanda madde 358’de de pay sahibinin şirkete borçlanmasına sınır getirilmiştir. Buna göre: ‘‘Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte karı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.’’


C.     PAY SAHİPLERİNİN BORÇLARI

1.       Sermaye Koyma Borcu ve Tek Borç İlkesi

    Anonim şirketlerde pay sahibinin en temel borcu ‘‘sermaye koyma’’ borcudur. Hukukî açıdan sermaye: “Anapara, anamal, kapital” olarak tanımlanabilir.[2] Sermaye, muhasebe dalında esas (nominal) ve öz sermaye olarak iki kısımda incelenir. Esas sermaye, bir işe tahsis olunan paranın veya para ile ölçülebilen tüm değerler toplamını ifade ederken, öz sermaye, işletmeye tahsis edilen değerlerin, genellikle bir yıl olarak uygulanan belli bir hesap dönemi sonundaki gerçek durum ve miktarını göstermektedir.[3]

    Kanunda aksine bir düzenleme olmadığı sürece ticaret şirketlerine: Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar, fikrî mülkiyet hakları, taşınırlar ve her çeşit taşınmaz, taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları, kişisel emek, ticari itibar, ticari işletmeler, haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler, maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar ile devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, sermaye olarak konabilir.[4]

    Bu hususta karşımıza tek borç ilkesi çıkar. Anonim şirketlerde pay sahibinin tek borcu, sermaye koyma borcudur. Taahhüt ettiği pay bedelini ya da onu aşan primi ifa borcudur (m.329/2). Bu borcunu ifa ettiği takdirde bütün borcunu ifa etmiş olur ve kendisinden başka bir şey talep edilemez. Türk Ticaret Kanunu madde 376 uyarınca anonim ortaklığın mali durumunun bozulması halinde yahut sermayenin borca batık olması halinde sermaye arttırabilir. Esas sözleşme değişikliklerinde sermayenin arttırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin sözleşme değişiklikleri anonim şirket pay sahibine başkaca bir borç yükleyebilecek kararlar ancak oybirliğiyle alınabilir.


2.       Tek Borç İlkesinin İstisnaları

A.      Primli (Agiolu) Paylar: Primli paylar, payın itibari değerinin üzerinde bir değerle satılması hâlinde söz konusu olacaktır.[5] Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibari değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez (Madde 480/1). Payların itibari değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır (Madde 347).

B.      İkincil Yükümlülükler: Türk Ticaret Kanunu madde 480/4 uyarınca pay devirlerinin şirketin onayına bağlı olduğu hallerde, esas sözleşmeyle pay sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan borçtan başka, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü de yüklenebilir. Bu ikincil yükümlülüklerin nitelik ve kapsamları pay senetlerinin veya ilmühaberlerin arkasına yazılabilir. Örneğin: Pancarı işleyerek şeker üretmek maksadı ile kurulmuş bir şirkette, paydaşların her hasatta belli bir miktar şeker pancarını şirkete satmalarının; balıkçılar tarafından kurulan şirkete her yıl balık mevsiminde balık satılmasının kararlaştırılması mümkündür.[6]

C.      Temerrüt faizi veya cezai şart: Kanunda açıkça sayılmasa da öğretide paydaşın taahhüt ettiği pay bedelini geç ödemesi hâlinde faiz ödemesi (m. 129, 482.1) veya esas sözleşme ile cezaî şart kararlaştırılmış olması hâlinde (m. 482.2, 482.3), bunlar ek ödeme yükümlülüğü olarak değerlendirilemez. Bu tip ödemelerin de tek borç ilkesinin istisnaları arasında olduğu kabul edilebilir.[7]

D.      Sadakat yükümlülüğü: Kanunda açıkça belirtilmese de kaynağını dürüstlük kuralından ve m. 437’den (6762 s. TTK m. 363 'de bu konudaki vurgu daha açık bir şekilde kaleme alınmıştır) alan sadakat yükümlülüğünün de anonim şirket paydaşlarının ek yükümlülüklerinden olduğu kabul edilebilir. Zira nitelik itibariyle paydaşa herhangi bir ödeme yükümlülüğü yüklenmese de, şirketi oluşturan ortak iradenin bir gereği olan bu yükümlülük, uyulmaması hâlinde, şirketin gerçekleştirilmesine yönelik ortak amacı sakatlayacaktır.[8]

E.       Kötü niyetle alınan kârın veya hazırlık dönem faizlerinin geri ödenmesi: Anonim şirket bir sermaye şirketidir. Kanun, çok çeşitli hükümlerinde sermayenin korunmasına özel bir önem verdiğini gösteren düzenlemeler içermektedir. Bunlardan birisini de m. 512’de ifadesini bulan ilkedir. Nitekim maddede, ek ödeme yükümü sayılamayacak bir şekilde yer verildiği üzere, haksız yere ve kötü niyetle kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan pay sahibinin, bunları şirkete iade etmesi gerekmektedir. Bu durum da tek borç ilkesinin istisnalarındandır.[9]

 

D.     BORCA AYKIRILIK

    Paydaşın tek borcu olan sermaye borcunu ifa etmemesi hali, temerrüdünü oluşturur. Türk Ticaret Kanunu madde 482’de bu husus düzenlenmiştir. Buna göre: Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Yine aynı maddenin ikinci fıkrasında; yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir.

 Ancak kanunda bahsedilen imkanın uygulanabilmesi belli bir prosedüre bağlıdır. Buna göre öncelikle temerrüde düşen pay sahibine Kanunun 35’nci maddesinde yazılı gazete ile ve esas sözleşmede öngörülen şekilde ilan yolu ile ihtarda bulunulması gereklidir. Bu ihtarın ayrıca şirketin internet sitesinde de yayımlanması aranacaktır.[10]

Ayrıca aynı maddenin 3. Fıkrası uyarınca esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt halinde, sözleşme cezası ödemekle zorunlu tutulabilirler. Aynı zamanda şirketin tazminat hakları saklıdır. (Madde 482/4)

 

E.      PAY SAHİPLERİNİN KAMU BORÇLARINDAN DOLAYI SORUMLULUĞU

    Anonim şirketlerin kamu borçlarından dolayı ortakların sorumluluğu, aynı özel hukuk borçlarında olduğu gibidir. Dolayısıyla anonim şirket pay sahiplerinin, şirketin vergi ve sigorta primi gibi kamu borçlarından dolayı herhangi bir sorumluluğu yoktur.5 Bir başka anlatımla, sermaye koyma borcunu yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri kapsamında pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilemez.

    Bununla birlikte, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin kamu borçlarından sorumluluğu pay sahiplerinin sorumluluğundan farklıdır. Bilindiği üzere, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerin (...) mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlığından anılan Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. Kural olarak, anonim şirketlerde kanuni temsilci yönetim kuruludur. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri, şirketin kamu borçları dolayısıyla ikinci derecede, bir başka deyişle şirket mal varlığından tahsil edilememesi kaydıyla, şahsi mal varlıklarıyla da sınırsız ve müteselsil olarak sorumludurlar. Ancak yönetim kurulu, YTTK'nın 370. maddesi uyarınca, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devretmiş olabilir. Devir halinde, anonim şirketin mal varlığından karşılanamayan kamu alacağı temsil yetkisinin devredildiği kişilerin şahsi malvarlığından tahsili cihetine gidilecek, diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında bir işlem yapılmayacaktır. Tekrar belirtelim ki, temsilcilerin kamu borçlarından sorumluluğu ikinci derecededir.

    Bir kere daha ifade etmek gerekirse, pay sahibi, anonim şirketin borçlarından sorumlu olmamakla birlikte, yönetim kuruluna seçilmiş ve şirketi temsil yetkisine sahipse, şirketin ödemediği veya ödeyemediği kamu borçlarından dolayı sorumlu olacaktır.[11]

 

SONUÇ

    Şirketler adi ve ticari olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ticari şirketler ise şahıs ve sermaye şirketleridir. Anonim şirketler bir sermaye şirketleridir. Sermaye şirketlerinin en temel özelliği; ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi ortaya koyarak sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete sorumlu olmalarıdır. Aslında her paydaştan beklenen, taahhüt ettiği sermaye payını temerrüde düşmeden ödemesidir. Ancak taahhüt edilen sermaye payının ödenmemesi halinde anonim şirket, pay sahibinin bütün şahsi malvarlığına başvurabilir. Bu bağlamda anonim şirketlerde pay sahiplerinin özel hukuk borçlarından dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu sorumsuzluk pay sahipleri ile şirket arasında olduğu gibi pay sahipleri ile alacaklılar arasında da söz konusudur. Alacaklılar, pay sahiplerine başvuramaz. Şirketin borçlarından dolayı sorumluluğu, tüzel kişiliğinden kaynaklanan bizzat şirketin kendisinin malvarlığıyla sorumluluğudur. İşte bu sebeple, şirketin sermayesini koruruz, çünkü alacaklıların teminatı bizzat şirketin sermayesidir.

    Kamu hukuku alanında da özel hukuk alanında olduğu gibi pay sahiplerinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Vergi ve sigorta primi gibi kamu borçlarından sorumsuzluğunun tek istisnası, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerine ilişkindir. Eğer ki, pay sahibi yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş ve şirketi temsil yetkisini üzerinde bulunduruyorsa, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı bütün malvarlığı ile birlikte sorumlu olacaktır.

 

   

   

    .

 

 

 

                   KAYNAKÇA                                                                         

 

·        Türk Ticaret Kanunu Madde Gerekçeleri, madde 583

·        YILMAZ, Ejder: Hukuk Sözlüğü, Ankara 2004.

·        GÖLE, Celâl: Anonim ortaklıklarda Nakdî Sermaye Koyma Borcu ve Bu Borcu İfada Temerrüt, Ankara 1976.

·       ÖZCAN, Fatma: Türk Hukukunda Primli Hisse Senetleri, Prof. Dr. Tahir Çağa’nın Anısına Armağan, İstanbul 2000, s. 351-388.

·        ÇEVİK, Orhan Nuri: Anonim Şirketler, Ankara 1988.

·        PULAŞLI, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, Ankara 2011.

· YAVUZ, Mustafa, ‘‘Anonim Şirketin Özel ve Kamu Borçlarından Dolayı Pay Sahiplerinin Sorumsuzluğu’’,http://vergiraporu.com.tr/Anonim_Sirketin_Ozel_Ve_Kamu_Borclarindan_Dolayi_Pay_Sahiplerinin_Sorumsuzlugu-Mustafa_Yavuz-Gumruk_Ve_Ticbasmufettisi%20.pdf.

·       Anonim Şirketlerde Tek Borç İlkesi ve İstisnaları, https://www.eris.av.tr/dosya/27c46ab676..pdf.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Türk Ticaret Kanunu Madde Gerekçeleri, madde 583/1

[2] Yılmaz, s. 1084.

[3] Göle, s. 7 vd

[4] Anonim Şirketlerde Tek Borç İlkesi ve İstisnaları, s.5

[5] Özcan, s. 351 vd.; Pulaşlı, s. 1388; Tekinalp, s. 71.

[6] Çevik, s. 842

[7] Pulaşlı, s. 1388

[8] Sadakat yükümlülüğü ile ilgili açıklamalar için bkz. Nomer, s. 19 vd.

[9] Pulaşlı, s. 1388.

[10] Göle, s. 31 vd

[11] Mustafa Yavuz, ‘‘Anonim Şirketin Özel ve Kamu Borçlarından Dolayı Pay Sahiplerinin Sorumsuzluğu’’, Vergi Raporu, 170/2013, 4.