İşçi Ve İşveren Arasında Rekabet Etmeme Borcu Ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Yayınlanma tarihi: 08/03/2021 Yazar: Fatma Ülkü KÖROĞLU

İşçi Ve İşveren Arasında Rekabet Etmeme Borcu Ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Non-Competıtıve Debt And Competıtıon Prohıbıtıon Agreement Between Employee And Employer


 


ÖZET

İşçinin, işletme içerisinde çalıştığı süre boyunca edindiği bilgileri, işten ayrıldıktan sonra rakip işletmeler içerisinde eski işverenin menfaatine zarar verecek şekilde kullanıma sunması durumunun önüne geçebilmek için rekabet etmeme borcu ortaya çıkmıştır. Bu borcun sağlanabilir olması için TBK 444-447.maddeler arasında rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Rekabet yasağı sözleşmesi ile amaçlanan temel hedef işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisi bittikten sonra her ikisi için de menfaat dengesinin sağlanmış olmasıdır.

 

Anahtar Kelimeler:Rekabet Etmeme Borcu,Rekabet Yasağı Sözleşmesi,İş Sözleşmesi,Sadakat Borcu,Rakip Firma,Haksız Rekabet.

ABSTRACT

In order to prevent the employee from making available information obtained during his or her time in the business in a way that harms the interests of the former employer within competing businesses after he or she has left the job,non-competitive debt has arisen.TBK 444-447 for the provision of this debt.the provisions of the convention on the Prohibition of competition have been made.The main goal intended by the Prohibition of competition agreement is to ensure a balance of interests for both after the employment relationship between the internal and the employer is over.

Keywords: Non-Competitive Debt,Non-Competitive Contract,Labor Contract,Loyalty Debt,Competing Firm,Unfair Competition.

 


 

Giriş


Rekabet, aynı piyasada yer alan kişiler arasında meydana gelen çekişme, menfaat dengesinin sağlanması, müşteri çekimi gibi gayelerle ortaya çıkmış bir yarıştır. Makalemizin muhteviyatına binaen bu yarış halinin işçi ve işveren arasında peyda olamayacağını ve bunun bir yasak haline gelip ilgili kanun maddelerinde düzenlendiği ele alınacaktır. Rekabet etmenin amacı her iki taraf için de haklı olarak bir getiri sağlanması durumunun söz konusu olmasıdır. Fakat işçinin işveren ile çalıştığı süre içerisinde edindiği bilgileri bu iş ilişkisi bittikten sonra rakip işverene sunması haksız rekabet ortamının oluşmasına mahal verecektir. Bu sebeple işverenin haklı menfaatinin korunması gerekli görülmüştür. Ve işçinin iş sözleşmesi devam ederken veya iş sözleşmesi sona erdikten sonra başka bir işletmede eski işverene zarar verecek şekilde çalışmasının önüne geçilmiştir. Burada temel hedefimiz rekabet yasağı sözleşmesinin işvereni koruma altına alan bir sözleşme olarak görülse dahi işçinin Anayasada düzenlenen temel hak ve özgürlükleri çerçevesinde bir menfaat dengesi oluşturulmaya çalışıldığının gösterilmesidir. Rekabet etmeme borcu ismi kapsamında, bir borçtur. Ve bu borca aykırılık teşkil eden hallerde ilgili kanunun maddesi uyarınca bazı cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Bu sebeple görevli mahkemede işçi veya işveren tarafından açılacak davalarda ispat yükümlüsü olan taraf ispatını ortaya koyarak kendi menfaatini elde edecektir. Bu sebeple işverenin haklı menfaatlerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme yapılırken işçinin de haklarında korumaya gidilmelidir.


İşletmenin Haklı Menfaati Kapsamında İş Sırlarının Korunması


İşçinin, işletmenin üretim bilgilerine, iş organizasyonuna dair verilerine sahip olması işten ayrıldıktan sonraki süreç için rakip işletmeler ile bu bilgileri paylaşması işçinin eskiden çalıştığı iş yerinin piyasada tutunabilmesi önemli bir risk oluşturmaktadır. Bu sebeple iş sözleşmesi devam ettiği sürece iş sırları, üretim teknikleri ve oluşan müşteri çevresi ile ilgili bilgi sahibi olan işçinin sözleşme sona erdikten sonra işverene zarar vermesinin önlenmesi için işvereni ile rekabet etmesi yasaklanmıştır. Bu sözleşmenin mevcudiyeti söz konusu ise iş sözleşmesi sona erdikten sonra istediği işte çalışamayacak veyahut faaliyette bulunamayacaktır. Fakat bu durum Anayasa’da mevcut olan çalışma özgürlüğüne yönelik maddeye ket vurmaktadır. Bu kapsamda bu sözleşme için birtakım sınırlamalarda beraberinde gelmiştir. Çünkü işçinin çalışma özgürlüğüne ilişkin menfaati ile işverenin menfaatleri iş sırrının korunması kapsamında çatışmaya maruz kalmaktadır.

İşletmenin maddi unsurlarından olan bu gizli bilgiler, iş sırrı olarak adlandırılmaktadır. Doktrinde iş sırrı, iş ve işyeri ile ilgili, üçüncü kişiler tarafından bilinmeyen ve kamuoyundan saklanan, aleniyet kazanmamış sadece iş yerinde çalışan belirli bir kesim tarafından bilinen ve saklanmasında işverenin haklı menfaati bulunan bilgiler ve olgulardır.[1] İşçinin kendisine yüklenen sadakat borcuna aykırı hareketleri durumunda işçi için önemli bir yaptırım, iş sözleşmesinin haklı nedene bağlı olarak fesih sonucunu ortaya çıkmasıdır. TBK 396. maddede düzenlenen sır saklama borcu, iş sözleşmesi sona erse dahi işverenin haklı menfaatini gözeterek işçinin sır saklamakla yükümlü olacağını kararlaştırabilecektir.


İş Sırrının Korunması Açısından Rekabet Yasağı Sözleşmesi


Rekabet açıkça Anayasa’da düzenlenmemişse de 48.madde, çalışma ve sözleşme özgürlüğünü düzenlemekte ve 167.madde ile de Devlete piyasadaki rekabeti koruyucu düzenlemeler yapma yükümlülüğü yüklemektedir.[2]

Rekabet hakkı kişilik hakkı olmasından ötürü tamamen engellenmesi ya da ciddi anlamda kısıtlamaya gidilmesi bazı problemleri de beraberinde getirir. Bu yüzden rekabet yasağı kanun ile belirlenmekte bazı hallerde ise taraflar arasında peyda olan sözleşme ile ortaya çıkmaktadır. TTK’da örnekleri mevcuttur. Bazıları, TTK madde 230 kolektif şirket ortağının rekabet yasağı, 396.madde anonim şirket yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı, 626.madde limited şirkette müdürlerin rekabet yasağıdır. İşçilerin iş gördükleri esnada öğrendikleri vakıf oldukları bilgilerin korunması işletmenin devamı ve itibarı konusunda büyük öneme haizdir. İşçinin bu bilgileri sözleşme süresince saklaması sadakat borcu gereğidir. İş sözleşmesinin vadesinin dolması ile birlikte bu sadakat borcu da ortadan kalkmaktadır. İşte tam bu noktada sözleşme sonunda ortaya çıkan olası bilgilerin paylaşımı durumunda işçi ve işveren arasında düzenlemelere gidilmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesindeki temel gaye işverenin çıkarlarının uğradığı her zarar tehlikesinden ziyade önemli bir zarara uğrama ihtimalini bertaraf etmektir.

İşçinin bireysel menfaatlerinin sınırlanmasının sebebi, işverenin haklı menfaatleridir. İşverenin haklı menfaati, sahip olduğu işletmesinin maddi ve maddi olmayan unsurlarının korunmasıdır. Bir anlamda işçinin bireysel nitelikteki menfaatleri ile işverenin haklı menfaatleri karşı karşıya gelmektedir.[3] Rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğü kısıtlanabilecektir. Fakat bu sınırlamalar işçinin çalışma alanına ciddi anlamda müdahale edecek nitelikte olmamalıdır. Çünkü işçinin çalışma hakkı Anayasal bir haktır.

Uluslararası sistemde ise; rekabet yasağının Anayasal haklarla ilgili olduğu belirtilmekte; Almanya, Fransa Avusturya gibi ülkelerde rekabet yasağı sözleşmesinin çalışma özgürlüğünü önemli ölçüde ihlal ettiği kabul edilirken, İtalya ve Norveç gibi ülkelerde çalışma hakkı ile ilgili olduğu belirtilmektedir.[4]

Doktrinde Soyer tarafından rekabet yasağı sözleşmesi ile haksız rekabet hukukundaki kurallar arasında yöneldikleri amaç bakımından fark bulunduğu rekabet yasağı sözleşmesinde rekabet teşkil etmekle birlikte özü itibariyle genel hukuk kuralları bakımından caiz görülen bir faaliyetin yasaklanmasının söz konusu olduğu oysa haksız rekabette rekabetin kötüye kullanılmasının önlenmesi ve iktisadi açıdan  rekabetin düzgün işleyebilmesi amacının olduğu ifade edilmektedir.[5]

İş sözleşmesi süresi içerisinde işçinin iş sırlarını açıklaması işçinin rekabet etmeme borcuna aykırı davranışını ve sadakat borcuna aykırılığını oluşturmaktadır. Fakat sözleşme sona erdikten sonra iş sırlarının açıklanması veyahut işçinin rakip firmada çalışmaya başlaması haksız rekabeti oluşturmaz. Bu nedenle iş ile ilgili verilerin korunabilmesi için ilave bir rekabet yasağı sözleşmesi ya da iş sözleşmesi sonrasında sır saklama yükümlülüğünün haiz olması gerekir.

İş Sözleşmesi Devam Ederken İş Sırrının Korunması

İş sözleşmesi süresince işçinin rekabet etmeme borcu ve sır saklama borcu sadakat borcunun içerisinde yer almaktadır. Bunlar aslında sadakat borcuna temel teşkil etmektedir. İşverenin menfaati kapsamında ele alınacak her bilgi sır olarak saklanmalıdır. İşçi bu yükümlülüğü bünyesinde barındırır.

İşverenin menfaatinin hukuka aykırı olması, suç teşkil etmesi veya meşru olmaması durumunda bu bilgiler sır mahiyetinde olmayacaktır.[6]

İşçinin iş sırrını paylaşması kasti bir hareketle olabileceği gibi ağızdan kaçırma veya iradesi dışında söylenilme durumu şeklinde de ortaya çıkabilir. Doktrinde işçinin sır saklama borcunun ihlalinde sorumluluğunun doğabilmesi için kusurlu bir davranışının bulunması gerektiği, bunun ihmali ya da kasti olması arasında herhangi bir fark bulunmadığı ifade edilmektedir.[7]


İşçinin Rekabet Etmeme Borcu


İşçinin rekabet etmeme borcu iki şekilde ele alınır. Birincisi iş sözleşmesi devam ederken işçinin işverenle rekabet etmeme borcudur. İkincisi ise sözleşme sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağıdır.Bu durum her iş ilişkisinde mevcut değildir.

İşçinin İş Sözleşmesi devam ederken rekabet etmeme borcu, sadakat borcunun bir uzantısıdır. Nitekim kanun koyucu Türk Borçlar Kanununun “Özen ve Sadakat Borcu” başlığını taşıyan 396/3. Maddesinde bu borcu düzenlemektedir. Oysa iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabetinin yasaklanması ancak bir sözleşme ile olacağından burada iş sözleşmesinin sonuçlarından biri olarak 444 vd.maddelerinde “Rekabet Yasağı Sözleşmesi” başlığı altında bulunmaktadır.[8]

İşçinin rekabet etmeme borcu İş Kanununda yer almayıp Türk Borçlar Kanununda yer alması bu borcun sadece TBK’ya tabi iş ilişkilerinde uygulanabileceği anlamına gelmez. Rekabet etmeme borcunun muhteviyatına bakacak olursak; ilki ücret karşılığında üçüncü bir kişiye hizmette bulunma durumudur. Burada temel kıstas sadakat borcuna aykırı bir davranışın olup olmamasıdır. İşçi sadakat borcuna sorun teşkil etmeyecek şekilde başka bir işverene karşı ücret karşılığında hizmet verebilir. Fakat burada mevcut sözleşme maddesi ile iş saatlerinde çakışma, işçinin verimin azalması gibi durumlarda çalışma serbestisi kısıtlanabilir. Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin verdiği bir kararda[9] işçinin, işverenin yazılı izni olmadan başka bir işte çalışması feshin haklı nedenin varlığının kabulünü gerekli kılmıştır.

İkincisi ise, kendi iş vereni ile rekabete girişmeme durumudur. Burada iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet yasağını düzenleyen bazı fiiller madde 444’te rekabet sayılmış bunlar; kendi hesabına rakip bir işletme açması ya da ortak olarak katılması yine bu minvalde iş yapması, rakip işletme ile bir menfaat ilişkisi içerisinde bulunması. Yargıtay 22.Hukuk Dairesi işçinin işverenin faaliyet alanına giren bir iş yaparak rekabette bulunulması halinin varlığında iş sözleşmesinin haklı nedene bağlı olarak feshinin kabulüne kıdem tazminatı isteğinin reddine karar vermiştir.[10]Yine benzer muhteviyata sahip Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin kararında işçinin rakip işletmenin işini görmesi 1475 sayılı İş Kanununun 17/2-d maddesindeki doğruluk ve bağlılık kuralına uymayan davranış olarak kabul edilmiştir.[11]


Sadakat Borcuna Aykırı Davranışın Haksız Rekabet Oluşturması Durumu


İş sözleşmesi süresi içerisinde iş sırlarının ortaya çıkarılması ya da işverenin rakibi ile menfaat ilişkisi içerisinde bulunulması sadakat borcuna aykırılık teşkil eder. Bu durumun varlığında işveren haklı sebebe dayanarak feshi ve zarar peyda olmuş ise bu zararın tazminini talep edebilir.

Haksız Rekabete ilişkin davranışları örnekseme yoluyla sayan 55/1-d.maddesine göre, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirme ve başkalarına bildirme, haksız rekabeti içeren davranışlara örnek olarak kabul edilmiştir.[12]Konuya binaen Yargıtay 9.Hukuk Dairesi bir kararında iş sözleşmesi devam ederken işçinin rakip bir işletme kurmasının haksız rekabet oluşturması halinin varlığında maddi zarar tespitinin varlığı isteminde bulunmuştur.[13]


İş Sözleşmesi Sona Erdikten Sonra İşçinin Rekabet Yasağı


Rekabet yasağı sözleşmesi iş ilişkisinin devam ettiği süre içerisinde imzalanan ve bu iş sözleşmesi sona erdikten sonra yürürlüğe giren bir sözleşmedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin konusunu oluşturan yasak faaliyetler, iç yönetmeliklerle ya da genel iş koşulları içerisinde düzenlenemeyecektir.[14] Burada işçi için özel hazırlanan bir sözleşmenin varlığı söz konusudur. Çünkü işçinin işveren için statüsü, kişiliği ,iş görme borcu gibi kriterleri önem arz etmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesi işçinin müşteri çevresini bilmesi iş sırlarına hakim olması ve iş ilişkisi sona erdikten sonra tüm bu bilgiler kapsamında işveren ile rekabet halinde bulunması hususunun engellenmesini sağlayan bir sözleşmedir.

Rekabet yasağı her ne kadar farklı süre içerisinde uygulama alanı bulsa da aslında bakıldığı takdirde iş sözleşmesinin bir parçası niteliğindedir. İşçi ve işveren arasında vücut bulan iş sözleşmesi geçersiz ise bu durum rekabet yasağı sözleşmesini de geçersiz kılacaktır.

Türk hukukunda işçinin rekabet yasağı sözleşmesi kural olarak tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Ancak işçi ve işverenin rekabet yasağı sözleşmesinde işverenin işçinin belirli kaçınma davranışlara karşılık ona belirli ödemede bulunmasını kararlaştırmaları yönünde bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda rekabet yasağı sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğine sahiptir.[15]

Rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilme zamanı iş sözleşmesi içerisinde peyda olur. Fakat işlemesi hususunda iş ilişkisinin bitimi hali önem taşımaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin 444.maddesinde belirtilen koşulları taşımaması, sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmakta ancak bu durum kural olarak iş sözleşmesinin geçerliliğine etki etmemektedir.[16]

Sözleşme için aranan koşullara bakacak olursak; ilki sözleşmenin yazılı olarak yapılmasıdır. TBK madde 14/1 hükmünce borç altına giren sadece işçi olduğu için onun imzasının yer alması yeterlidir. Fakat işveren için  de bir yükümlülük halinin oluşması durumunda işverenin de imzası gerekli olur.

İşçi ile işveren arasında rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı yapılıp yapılmadığına ilişkin çıkan uyuşmazlıklarda, yasağın gerekli şekilde, yazılı olarak yapıldığını ispat yükü, işverene aittir.[17]İkinci olarak işveren açısından aranan koşullarda ise; TBK madde 444/2 hükmünce işveren açısından iki koşulun varlığının önem arz ettiğini söylemek mümkündür. Birincisi işçinin müşteri çevresi ve iş sırlarını elde etme imkanına haiz olması, ikincisi ise bu sırların ve müşteri çevresinin bilinmesinin işverene büyük ölçüde zarar verme ihtimalini bünyesinde barındırıyor olmasıdır.

İş sırrı veya üretim sırlarının işçi tarafından fiilen öğrenilmiş olması şart değildir. İşçinin bu bilgileri objektif olarak öğrenebilecek konumda olması, hayatın olağan akışına göre bu sırları öğrenme imkanının bulunması rekabet yasağı sözleşmesinin yapılabilmesini mümkün kılar.[18]

İşçinin kendi edindiği mesleki bilgi, beceri, tecrübe iş sırrı kapsamı içerisinde değerlendirilemez. Konunun muhteviyatına binaen 11.Hukuk Dairesi, işçinin kendi edindiği tecrübeleri işverenin mesleki sır kapsamında ele alıp dava etmesi ve bu durumun ispatını yapamaması sebebi ile davayı reddeden yerel mahkeme kararını onamıştır.[19]

Müşteri çevresi kapsamında, doktrinde işveren ile tek seferlik bu yönde bir ilişki kurmuş ve bir seferlik alıcı olmuş kimselerin müşteri çevresi içerisinde kabul edilmeyeceği az ya da çok süreklilik ilişkisi içeren bir ilişkinin olması gerektiği ifade edilmektedir.[20]

İşçinin işverene ait müşteri çevresini rakip işletmede somut olarak kullanması halinde 11.Hukuk Dairesi kullanılan ve paylaşılan bilgilerin şirket aleyhine bir durum oluşturacağına karar vermiştir.[21]Burada önem arz eden bir nokta işçi kendi becerisi, mesleki yeteneği ve tecrübesi ile mevcut olan müşteri çevresini oluşturmuş ise o işçi ile rekabet yasağı sözleşmesinin yapılması söz konusu olmayacaktır.

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işçinin iş sırlarına ve müşteri çevresine vakıf olmasının yanı sıra işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimalinin de mevcut olması gerekir. İşçinin müşterileri ayartması ,özel üretim sırlarını rakip firmaya kullandırması, işverenin sahip olduğu ticari bağlantıları kendi işletmesinde kullanmaya başlaması gibi durumlarda artık önemli bir zarar tehlikesi ortaya çıkabilecektir.[22]

Türk Borçlar Kanunu işverenin önemli bir zarara uğrama tehlikesi ile iş ve üretim sırlarını nitelendirmektedir. Şöyle ki, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, müşteri çevresi ya da müşteri çevresi veya üçüncü kişiler tarafından kullanılsa dahi, işvereni zarar uğratma tehlikesi yoksa artık bu iş sırlarını bilmesi rekabet yasağı sözleşmesine vücut vermeyecektir. Bu anlamda rekabet yasağı için işvereni önemli bir zarara uğratma tehlikesi olan iş ve üretim sırları ya da müşteri çevresinin olması gerekmektedir.[23]Bu sözleşmenin peyda olabilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Sözleşme yapım esnasında fiil ehliyeti bulunmayan işçinin daha sonradan fiil ehliyetini kazanması halinde sözleşme geçerlilik kazanmayacaktır.


Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sınırları


Türk Borçlar Kanunu rekabet yasağı sözleşmesine birtakım sınırlamalar getirmiştir. TBK madde 445 uyarınca “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.”

Rekabet yasağı kapsamın ortaya çıkan uyuşmazlık halinde hakim ilk olarak TBK madde 444’e giderek sözleşmenin buradaki koşulları sağlayıp sağlamadığına bakar. Bu koşullardan yana sıkıntılı bir durum yoksa 445’inci maddede yer alan sınırlamaların içeriğine bakılarak denetleme yapılır. Çünkü işçinin haklı menfaatinin varlığı bu maddenin uygulama alanı bulması için önem taşımaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesi süresi içerisinde işçinin ekonomik açıdan sıkıntıya düşmesi de söz konusu olabilecektir. İşte bu sınırlamalar ile işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi amaçlanmıştır.

Rekabet yasağı sözleşmesi, işçi açısından bir meslek yasağı sonucunu öngörmemelidir. Bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesindeki sınırlamaların hakim tarafından geçerli olup olmadığı değerlendirilirken işçinin mesleki bilgisi, yetenekleri, başka bir iş yaparak geçimini sağlama ihtimali, işverenin bir karşı edim üstlenip üstlenmediği, iş pazarının durumu, iş sözleşmesinin süresi gibi hususların dikkate alınması gerekir.[24]Ayrıca işçi ve işveren arasında peyda olan bu sözleşme süre sınırına tabi olmalıdır. Aksi halde menfaat dengesizleşmesi söz konusu olacaktır. Burada 11.Hukuk Dairesinin rekabet yasağı sözleşmesinin süre bakımından sınırlandırılması hususunda kararı mevcuttur.[25]

Rekabet yasağına azami süre getiren hüküm, nispi emredici mahiyette olduğundan, toplu iş sözleşmesi ile azami sürenin azaltılması mümkündür. Rekabet yasağı sözleşmesinin süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.[26]Rekabet yasağı sözleşmesi yer bakımından da bir sınırlamaya tabi tutulmuştur. Yargıtay kararlarında sözleşmede hiçbir yer sınırlaması bulunmayan dava dosyalarında sözleşmenin geçersiz olduğu kararına varmıştır.

Rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından sınırlandırma açısından belirleyici unsur. İşverenin faaliyette bulunduğu alandır.[27]İşverenin faaliyet alanını aşan bir şekilde rekabet yasağı sözleşmesi yapılması halinde işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunduğundan söz edilmeyecek ve bu nedenle sözleşme geçersiz olabilecektir.[28]11.Hukuk Dairesinin[29] rekabet yasağı sözleşmesinin tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde düzenlenmesi durumu sınırın sözleşme muhteviyatında çizilmediği ve çok kapsamlı olduğu gerekçesiyle sözleşmenin geçersizliğine karar verilmiştir.

Rekabet yasağı sözleşmesi, yer ve zaman bakımından olduğu gibi ayrıca işin konusu bakımından da sınırlandırılmış olmalıdır. Bu açıdan esas olan, işletmenin faaliyet alanı ve işçinin işletmede yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili, somut, fiili göreviyle sınırlı kalmasıdır.[30]Yargıtay bir kararında “…Rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir…[31]

Rekabet yasağı sözleşmesi ile her ne kadar işçi sınırlandırılmış olsa bile bu sınırın boyutu önem arz etmektedir. Sınır aşımının söz konusu olduğu durumlarda TBK madde 445/2 devreye girmektedir. Kanun maddesi uyarınca “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. ”Hakimin bu kapsamda müdahalesinin söz konusu olabilmesi için rekabet yasağının muhteviyatında yer alan yer, konu, kapsam bakımından sınırlamaların aşırı nitelikte olması gerekmektedir.

Rekabet yasağı sözleşmesinde hiçbir şekilde yer, kapsam ve zaman bakımından sınırlama içermemesi durumunda sözleşme geçersizdir.[32]Doktrinde de bu yönde sınırlamalar içermeyen bir rekabet yasağı sözleşmesine hakimin müdahale ederek yeni kural koyamayacağı kabul edilmektedir.[33]


Rekabet Yasağı Sözleşmesinin İçeriği


Rekabet yasağı sözleşmesinin işlerliği için aynı piyasa ve pazar içerinde yer almak önem taşımaktadır. Zira farklı piyasa koşullarında bulunan işverenlerin rekabetinin mevcut olması söz konusu değildir. Kaldı ki rekabet sözleşmesinde büyük öneme haiz müşteri çevresi kavramı ortak pazarın varlığı halinde söz konusu olabilecektir. Rekabet yasağının içeriği kapsamında yapılan faaliyetlerden kendi hesabına rakip bir işletme açma durumu ele alınacak olursa;

Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı bir faaliyetten söz edebilmek için, işçinin işten ayrıldıktan sonra kurduğu işletmenin “rakip” niteliğinde olması gerekmektedir. Eğer işçinin kurduğu veya ortağı olduğu işletme, farklı faaliyet alanında ise aynı tür ürün ve hizmeti üretmiyorsa artık rakip sayılamayacağından rekabet yasağına aykırılıktan söz edilemeyecektir.[34]

Burada açılan rakip işletme kendi adına olabileceği gibi eşi, kardeşi, annesi, babası adına da olabilir. Bu durumda aynı hüküm ve sonuçları doğurur.11.Hukuk dairesi işçinin işten ayrıldıktan sonra rakip bir işletme kurması hali için haksız kazanç hükmü kurmuştur.[35]

İşçinin rekabet yasağı sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde rakip bir anonim şirket işletmesinde sadece pay sahibi olması, işletmeye etki edemeyeceğinden kural olarak bu yasak kapsamında yer almamaktadır.[36]Burada işçinin rekabet yasağına aykırı hareket etmesi durumu ancak eski işi kapsamında yürüttüğü faaliyetlerle ilgili olması durumunda söz konusu olur. İşçinin rakip bir iş yerinde çalışması durumu kişisel yeteneklerine, mesleki tecrübesine bağlı ise burada rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinden bahsedemeyiz.

İşçinin rakip işletme ile menfaat ilişkisinin rekabet yasağına aykırılık teşkil etmesi fiili bir karinedir. İşçinin bu fiili karineyi çürütmesi her zaman mümkündür. İşçinin rakip işletmenin yönetiminde ya da işletilmesinde herhangi bir söz hakkı bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulması mümkündür.[37]


Rekabet Yasağı Sözleşmesine Aykırı Davranmanın Yaptırımı


Eski işveren işçinin rekabet yasağına aykırı davranışının mevcudiyetini kanıtlarsa bu sebeple isteyebileceği zarar müspet zarardır. Müspet zarar işverenin malvarlığının durumu ile rekabet yasağı ihlal edilmeseydi hangi durumda olacaktı hesabının farkı ile elde edilir.

Rekabet yasağına aykırı davranış, aynı zamanda TTK.54 vd. maddelerde düzenlenen haksız rekabet oluşturuyorsa, önceki işverenin yeni işverene de haksız rekabet hükümleri çerçevesinde zararın tazmini için başvurması mümkündür.[38]Eğer işçinin rekabet yasağı sözleşmesine aykırı bir davranışının sonucunda talep edilen miktar aşırı nitelikte ise hakim tarafından hakkaniyet çerçevesinde bir indirime gidilebilir.

İşçinin iş ilişkisi devam ederken işvereni ile rekabet etmemesi için ayrıca işçi ile işveren arasında bir anlaşma ya da sözleşmeye ihtiyaç yoktur; bu borç sadakat borcunun içinde yer alır, her iş sözleşmesinde bulunur ve iş ilişkisi sona erene kadar işçi sadakat borcuna uygun davranmakla yükümlüdür.[39]

Bu durumda işveren, işçi sadakat borcuna aykırı davranmıştır sebebiyle iş mahkemesine; rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında oluşan uyuşmazlık halinde ise ticaret mahkemesine başvuracaktır.


Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sona Ermesi 


Rekabet yasağı sözleşmesinin belirli süreli olarak yapılması zorunludur. Bu nedenle tarafların kararlaştırmış oldukları veya hakimin aşırı olduğu gerekçesiyle indirdiği sürenin dolmasıyla başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın rekabet yasağı sözleşmesi kendiliğinden sona erer.[40]Rekabet yasağı sözleşmesinin genel sebebi bu şekildedir. Konunun muhteviyatına binaen sözleşmeyi sona erdiren bazı özel sebepler de bulunmaktadır.

Bunlardan ilki yasağın devam etmesinde işverenin gerçek bir yararının kalmamış olmasıdır. Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.(TBK m.447/1)

Burada gerçek menfaatin varlığı önem taşımaktadır. Zira işçinin menfaatinde bir gerçek anlamda bir azalma söz konusu değilse sözleşme de sona ermeyecektir. Doktrinde, işverenin faaliyet alanını değiştirerek farklı alanlara yönelmesi, işletmenin amacının değiştirilmesi, işyerinin kapanması, işçideki işverene ait sırların artık sır olmaktan çıkması, işverenin farklı bir bölgeye taşınması ve bu nedenle müşteri çevresinin değişmesi gibi hallerde, işverenin gerçek bir yararın bulunmayacağı ve rekabet yasağı sözleşmesinin kendiliğinden ortadan kalkacağı ifade edilmektedir.[41]Burada bu menfaatin kalmadığının ispatı ile yükümlü olan işçidir. İşçi açacağı tespit davası ile ispatı mümkün hale getirebilecektir.

İkinci özel sebebimiz ise işverenin haklı bir neden olmaksızın iş sözleşmesinin feshetmesi halidir. İşveren haklı bir nedene bağlı kalmadan işçinin işine haksız bir şekilde son vermesi halinde işverenin menfaatinin korunması durumu hakkaniyete aykırı olacaktır.

Üçüncü olarak işçinin işverenden kaynaklanan bir sebeple iş sözleşmesini feshetmesi halidir. İşçinin işverene yüklenebilen bir nedenle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda karşı edim içeren bir rekabet yasağı sözleşmesi varsa rekabet yasağı sözleşmesinin otomatik bir biçimde sona ermeyeceği, işçinin seçimlik hakka sahip olduğu; isterse karşı edimin ödenmesini işverenden isteyerek sözleşme ile bağlılığı devam ederken, dilerse karşı edimi almaktan vazgeçerek rekabet yasağı sözleşmesini sona erdireceği doktrinde ifade edilmektedir.[42]

İşçi, iş sözleşmesini 1475 sayılı İş kanununun 14.maddesinde düzenlenen ve kıdem tazminatına hak kazandıran emeklilik, askerlik veya kadın işçinin evlilik sebebiyle iş sözleşmesinin işçi tarafından sona erdirilmesi durumunda rekabet yasağı sözleşmesi öngörülmüşse, burada işverene yüklenebilen bir sebebin varlığından söz edilemeyeceğinden rekabet yasağı sözleşmesi sona ermeyecek, varlığını koruyacaktır.[43]

Dördüncü ve son özel sebebimiz ise işverenin rekabet yasağı sözleşmesinden vazgeçmesi durumudur. Sözleşmeden tek taraflı vazgeçme sözleşmenin karşılıklığı ve bu vazgeçme sonucunda karşı tarafın hakkının güvencesinin ihlalini oluşturmaktadır. İşveren bu durumda işçinin rekabet yasağına bağlı kaldığı süre içerisindeki karşılığı işçiye ödemelidir.

Rekabet Yasağı Sözleşmesinde Bazı Özel Durumlar

·         İşveren işçi ile arasında devam eden rekabet yasağı sözleşmesi süresi içinde işletmesini başka birine devrederse sözleşme devralan işverene geçer.

·         İşveren işçi ile arasında iş sözleşmesi sona erdikten sonra yeni devralanın menfaatini de bünyesinde barındırıyorsa rekabet yasağı sözleşmesi devam eder.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İşçi tarafından iş sözleşmesi devam ederken sır saklama ve rekabet etmeme borçlarının ihlali halinde işverenin uğramış olduğu zararın tazmini için iş mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilecektir. İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için öncelikle zorunlu olarak arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Tarafların arabuluculukta anlaşamaması halinde arabuluculuk anlaşamama tutanağı ile birlikte yetkili iş mahkemesinde dava açılabilecektir.

İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Rekabet yasağının ihlali halinde görevli mahkeme ihlalin hangi zamanda yapıldığına göre farklılık arz etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27/02/2013 tarih 2012/9-854 E. ve 2013/292 K. sy kararı ile iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından rekabet yasağının ihlal edilmesi halinde görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğuna karar verilmiştir. İş sözleşmesinin devamında yapılan bir sadakatsizlik, ister sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin, davaya bakma görevi iş mahkemelerindedir.

Sonuç

İşveren için ürettiği mal ve verdiği hizmet kendisine sağlanan kazanç bakımından büyük öneme haizdir. Bu sebeple işçi ile arasında iş süresi içerisinde oluşan ilişkinin derecesi kapsamında elde ettiği bu kazancın zarara uğramaması gerekmektedir. Bu sebeple işçi ve iş veren arasında rekabet etmeme borcu oluşur. Bu borç ilişkisi de rekabet yasağı sözleşmesi ile koruma altına alınmıştır. İşçi işveren ile çalışma süresi içerisinde veyahut bu süre bitimi sonrasında, eski işyerine ait bilgileri rakip firmada kullanamaz. Bu bilgiler piyasada işverene özel ayrıcalık sağlar nitelikte ise paylaşılması halinde işverenin menfaati haksız rekabete konu oluşturacaktır. İşçi bu duruma dikkat ederek rakip firmalarda bu bilgilerin tecelli etmesine vesile olamaz ya da aynı şekilde aynı piyasa içerisinde kendisi rakip bir firma kurarak bu bilgiler ışığında ürünlerini pazarlayamaz. Fakat tüm bunların oluşmasında temel ölçüt eski işverenin menfaatinde oluşacak ciddi azalma payıdır. Ayrıca rekabet yasağı sözleşmesi uygulanırken işçinin korunan hakları da dikkate alınmalıdır. Her ne kadar işverenin menfaatinin ve kazancının uğrayacağı haksız rekabet darbesi gözetilse dahi işçi için de ekonomik bağımsızlığına halel getirecek madde ve yaptırımlardan uzak durulmalıdır. Rekabet ortamı piyasa ve müşteri için dengeleyici olsa dahi işçi işverenin içerisinden çıktığı için rekabet ortamına dahil olamaz. İşçi ve işveren arasındaki rekabet etmeme borcu hem işverenin menfaatini hem de işçinin saklı haklarını korur.

 

 

KAYNAKÇA                                           

Adler,Steve,ILO General Report Non Competition Clauses (covenants not to compete) in Labour Contracts,XIV Meeting of European Labour Court Judges,4 September 2006,s.1-33; https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_dialogue/---dialogue/documents/meetingdocument/wcms_159933.pdf

Alpagut,Gülsevil,”Türk Borçlar Kanununun Hizmet Sözleşmesinin Devri,Sona Ermesi,Rekabet Yasağı,Cezai Şart ve İbranemeye İlişkin Hükümleri”,Çalışma Açısından Yeni Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu Semineri,TİSK Yayını,Ankara 2012,s.124-166.

Arslan Ertürk,Arzu,Türk İş Hukukunda İşçinin Sadakat Borcu,İstanbul 2010.

Çelik,Nuri/Caniklioğlu,Nurşen/Canbolat,Talat,İş Hukuku Dersleri,Yenilenmiş 28.Bası,İstanbul 2015.

Doğan Yenisey,Kübra/Öztürk,Özgür,”İşçinin Sözleşme Sonrası Ticari Sırları Saklama Yükümlülüğü”,Prof.Dr.Devrim Ulucan’a Armağan,İstanbul 2008,s.399-457.

Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara 2019.

Ertan,Emrah,İş Sözleşmesinde Rekabet Yasağı Kaydı,Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı,Yayınlanmamış Doktora Tezi,Eylül 2012.

Kovancı,Nuray,”Türk İş Hukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi”,TAAD,Yıl:8,Sayı:31(Temmuz 2017).

Manav,Eda,”İşçinin Rekabet Etmeme Borcu”,TAAD,Cilt:2,Yıl:2,Sayı:4,2011,s.101-134.

Mollamahmutoğlu,Hamdi/Astarlı,Muhittin/Baysal,Ulaş,İş Hukuku,Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 6.Bası,Ankara 2014.

Soyer,Polat,Rekabet Yasağı Sözleşmesi (BK m.348-352),Ankara 1994.

Süzek,Sarper,”Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İşçinin  Rekabet Etmeme Borcu”,Prof.Dr.Berin Ergin’e Armağan,İÜHFM C.LXII S.2 İstanbul 2014,s.457-468.(Rekabet Etmeme)

Tuncay,A.Can,İşçinin Sadakat(Bağlılık)Yükümlülüğü,Prof.Dr.Hayri Domaniç’e 80.Yaş Günü Armağanı,C.II,İstanbul 2001,s.1044-1085.

Uşan,Fatih,İş Hukukunda İş Sırrının Korunması (Sır Saklama ve Rekabet Yasağı),Ankara 2003.

 

 

 



[1] Soyer,Polat,Rekabet Yasağı Sözleşmesi,Ankara 1994,s.12;Uşan,Fatih,İş Hukukunda İş Sırrının Korunması,Ankara 2003,s.28;Arslan Ertürk,Arzu,Türk İş Hukukunda İşçinin Sadakat Borcu,İstanbul 2010,s.288;Doğan Yenisey,Kübra/Öztürk,Özgür,”İşçinin Sözleşme Sonrası Ticari Sırları Saklama Yükümlülüğü”,Prof.Dr.Devrim Ulucan’a Armağan,İstanbul 2008,s.401.

[2] AY m.167/1.”Devlet ,para,kredi,sermaye,mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.”

[3] Ertan,s.10 vd;Süzek,Sarper,”Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İşçinin Rekabet Etmeme Borcu”,Prof.Dr.Berin Ergin’e Armağan,İÜHKM C.LXXII S.2 İstanbul 2014,s.457;Güleryüz,M.Tarık,”İş Hukukunun Emredici Yapısı Işığında Rekabet Yasağı Sözleşmesi”,TBB Dergisi,S.118,2015,s.316.

[4] Adler,Steve,ILO General Report Non Competition Clauses (covenants not to compete) in Labour Contracts,XIV Meeting of European Labour Court Judges,4 September 2006,s.4;Blatman,M.Michel,”Non-Competition Clauses in Labour Contracts”,XIVth Meeting of European Labour Court Judges 4 September 2006,s.1-2.

[5] Soyer,s.11 vd.

[6] Tuncay,s.1069;Uşan,s.36;Alp,Mustafa,Çalışanın İşvereni ve İş Arkadaşlarını İhbar Etmesi(Whistleblowing),İstanbul 2013,s.131-132.

[7] Tuncay,s.1071;Uşan,s.114.

[8] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.46.

[9] (22.HD.T.25.09.2014/19847 K.2014/25674,www.yargitay.gov.tr Erişim Tarihi:03.02.2017)

[10] (22.HD.T.11.06.2015 E.2015/15554 K.2015/20344,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:05.02.2017)

[11] (9.HD.T.27.05.1999 E.1999/8244 K.1999/9429,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi.03.02.2017)

[12] Önceki Ticaret Kanunu düzenlemesi ve bu hükmün eleştirisi için bkz Uşan,s.165 vd.

[13] (9.HD.T.02.06.2015 E.2015/10059 K.2015/20045,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:06.02.2017)

[14] Soyer,s.43;Taşkent/Kabakçı,s.35-36;Süzek,Rekabet Etmeme,s.458.

[15] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.86.

[16] Soyer,s.39-40;Süzek,s.356;Uşan,s.251;Taşkent/Kabakçı,s.29;Şahlanan,s.73;Keser,s.91-92.

[17] Soyer,s.49;Taşkent/Kabakçı,s.35.

[18] Soyer,s.49;Süzek,Rekabet Etmeme Borcu,s.459;Şahlanan,s.76;Uşan,s.232;Taşkent7Kabakçı,s.25.

[19] 11.HD.T.07.05.2015 E.2014/9676 K.2015/6518,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:10.02.2017.

[20] Çelik/Caniklioğlu/Canbolat,s.211;Uşan,s.231;Mollamahmutoğlu7Astarlı/Baysal,s.612-613;Manav,Geçerlilik Koşulları,s.336;Ertan,s.120.

[21] 11.HD.T.30.03.2016 E.2015/8396 K.2016/3470,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:10.02.2017.

[22] Alpagut,s.158.

[23] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.102-103.

[24] Uşan,s.237;Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal,s.615;Şahlanan,s.80;Taşkent/Kabakçı,s.29-30.

[25] 11.HD.T.07.12.2015 E.2015/5612 K.2015/13054,www.yargitay.gov.tr Erişim Tarihi:10.02.2017.

[26] Süzek,s.355;Keser,s.95;Başkan,s.121.

[27] Çelik/Caniklioğlu/Canbolat,s.213;Süzek,s.355;Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal,s.615;Taşkent/Kabakçı,s.31.

[28] Soyer,s.66;Uşan,s.240-241;Taşkent/Kabakçı,s.31;Manav,Geçerlilik Koşulları,s.347;Keser,s.95-96.

[29] 11.HD.T.08.12.2015 E.2015/4311 K.2015/11343,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:13.02.2017.

[30] Soyer,s.68;Çelik/Caniklioğlu/Canbolat,s.215;Süzek,s.356;Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal,s.615-616;Taşkent/Kabakçı,s.32-33;Manav,Geçerlilik Koşulları,s.351;Uşan,Rekabet Etmeme Borcu,s.123;Süzek,Rekabet Etmeme Borcu,s.461.

[31] 9.HD.T.10.03.2008 E.2007/11865 K.2008/3993,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:10.02.2017.

[32] Uşan,s.236;Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal,s.614;Alpagut,s.159.

[33] Uşan,s.253.

[34] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.141.

[35] 11.HD.E.2015/11680 K.2016/8806,www.kazanci.com.tr Erişim Tarihi:15.02.2017.

[36] Soyer,s.33;Uşan,s.145;Manav,s.114;Ertan,s.71-72.

[37] Manav,s.116;Ertan,s.75.

[38] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.156.

[39] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.184.

[40] Çelik/Caniklioğlu/Canbolat,s.216;Soyer,s.93;Süzek,s.359;Taşkent/Kabakçı,s.40;Keser,s.100;Baskan,s.122-123;Süzek,Rekabet Etmeme Borcu,s.465.

[41]Soyer,s.94;Uşan,s.272;Şahlanan,s.87;Taşkent/Kabakçı,s.40;Alpagut,s.162;Ertan,s.410;Keser,s.100;Süzek,Rekabet Etmeme Borcu,s.465.

[42] Soyer,s.108;Uşan,s.280.

[43] Doğan Sevil,İşçinin Rekabet Yasağı/İş Sırrının Korunması,Ankara,Seçkin Kitabevi,2019,s.201.