SPORCULARIN STATÜLERİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARI

Yayınlanma tarihi: 26/09/2022 Yazar: Av. Hasan YURDAKUL

SPORCULARIN STATÜLERİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARI

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 6. Maddesinde sigortalı sayılmayanlar düzenlenmiştir. Bu kanunun Kısa ve Uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, TFF, Bağımsız Spor Federasyonları tarafından yapılan her türlü gençlik ve spor faaliyetleri ile bu faaliyetlerle ilgili kamp, eğitim ve hazırlık çalışmalarında süreklilik arz etmeyecek şekilde görevlendirilenler, Kanunun 4. ve 5. Maddelerine göre sigortalı sayılmazlar.


Yani, basketbol, voleybol, hentbol, tenis, su sporları, atletizm gibi çeşitli branşlarda yer alan ama profesyonel olarak sporcu sayılmayan ancak başkaca bir işte de çalışma imkanı olmayan için emeklilik sorun olmaktadır. Amatör branşlarda uzun yıllar üst düzey takımlarda oynamış, kamplarda yer almış ve antrenmanlara çıkmış olan sporcu başka bir işte çalışma zaman ve fırsatı bulamamakta olduğundan emeklilik yaşı gelse bile prim günleri tamamlanmadığı için emekli olamamaktadır.


Amatör sporcuların spor dolayısıyla başka bir işte çalışamadıklarının belirlenmesinde, spor dalları, kategorileri ve yaşları ile kendilerine kulüplerinden beslenme, spor malzemeleri ve antrenman giderleri karşılığı ve benzeri ödeme yapılıp yapılmadığı ve bu ödemelerin asgari ücret sınırını aşıp aşmadığı göz önünde tutulmalıdır. Bu ayrım ortaya konduktan sonra Sosyal Güvenliği sağlanmamış olanlar için sosyal sigorta kollarının primleri konusunda özel hüküm gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. 1


Profesyonel sporcularda ise durum farklıdır. Yargıtay’ın da yerleşik görüşüne göre profesyonel futbolcu ile kulüp arasında bir hizmet akdinin ortaya çıktığına ve bu sebeple profesyonel futbolcuların Sosyal Sigortalar Kanunu bakımından sigortalı sayıldıklarına hükmetmiştir.


Durum böyle olmasına karşın, özellikle spor faaliyetini fiilen gerçekleştiren, sporun ana unsuru olan sporcuların hukuki durumlarının Türk Hukukunda belirsiz olduğu, doktrin tarafından da yeteri kadar incelenmediği görülmektedir. Faal olarak spor yaptığı dönemde çok başarılı olan, büyük miktarda paralar kazanan profesyonel futbolcuların dahi önemli bir sakatlık neticesinde kendi kaderleri ile baş başa kaldıkları sıkça görülen bir toplumsal gerçeklik halini almıştır. Sporu görünürde amatör olarak yapan, oysa bütün hayatını spor yaparak kazanan sporcuların durumları ise, bütünüyle göz ardı edilmekte, sadece konuyla ilgili olanların dikkatini çekmektedir. Bu nedenle özellikle hayatını spor yaparak kazanan sporcuların, spor yaptıkları kulüple aralarındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi, sosyal güvenlik hakları bakımından durumlarının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. 2


Türk sporu, amatörlük-profesyonellik temel ayrımı üzerine kurulmuştur. Latince sevmek, hoşlanmak anlamına gelen amare kelimesinden türetilen amatörlük kavramı, sporcunun sevdiği ve hoşlandığı için spor yapmasını ifade eder. Bu anlamda amatörlükten söz edebilmek için, sporcunun yaptığı spor dalını meslek olarak seçmemiş olması ve sporun devamlı gelir elde etmek amacıyla yapılmaması gerekir. Profesyonellik ise sporcunun maddi bir kazanç sağlamak amacıyla belli bir organizasyona bağlı olarak spor yapmasıdır. Profesyonel sporcu, kazanç elde etmek, yaşamını sürdürmek için sporu bir meslek olarak yapmaktadır.3


Günümüzde amatör branşlarda faaliyet gösteren sporculara çok nadir rastlanmaktadır. Avrupa’da ve ülkemizde sadece futbol branşında profesyonellik hukuki düzenlemeler ile kapsama alınmıştır. Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve transferleri talimatına göre profesyonel futbolcunun şartları ve esasları belirtilmiştir. Bu şartları taşımayan ve tanımın dışında kalanlar ise amatör futbolcu olarak kabul edilmiştir.


Futbol dışında kalan tüm spor dalları ise hukuken amatör olarak nitelendirilmektedir. Futbol dışında kalan tüm spor dallarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ nün düzenleme yapma yetkisi içinde kaldığını ifade etmek gerekir.


Bütün bunların ışığı altında, bir spor dalının bir hukuki düzenleme ile hukuken profesyonel olarak kabul edilip edilmediğine bakılmaksızın, uygulamadaki ihtiyaçlar da dikkate alınarak, “profesyonel spor dalı” ile “profesyonel sporcu” kavramlarının birbirinden ayrılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bir spor dalı bir hukuki düzenleme ile açıkça veya zımnen profesyonel olarak tanınmamış olsa da, o sporu yapan sporcu eğer kulübünden ücret alıyorsa, bu sporcuyu profesyonel sporcu olarak nitelendirmek gerekir.


Bu anlamda hukuken amatör sayılan bir spor dalında kulübünden ücret almak suretiyle profesyonel olarak spor yapanlar olabileceği gibi, hukuken profesyonel kabul edilen bir spor dalında ücret almaksızın amatör olarak spor yapanlar da yer alabilir.  Bu yüzden profesyonellik-amatörlük ayrımının, spor dalları itibariyle değil, sporcular bakımından yapılması daha uygun olur. Yine bu ayrım esas alınarak yapılacak hukuki düzenlemeler ile, gerek amatör gerek profesyonel sporcuların hukuki durumlarının istikrara ve güvenceye kavuşturulması gereği açıktır.4


Türk Hukukunda sporcuların hukuki durumlarının düzenlenmesi bakımından, amatör ve profesyonel sporcular arasında bir ayrım yapılmadığı görülmektedir. Sporcuların hukuki durumları, mevcut düzenleme gereğince Türkiye Futbol Federasyonu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmektedir.


Türkiye Futbol Federasyonu 5894 sayılı kanun gereğince, futbolla ilgili tüm düzenlemeleri yapma yetkisine sahiptir. Nitekim Türkiye Futbol Federasyonu çıkarmış olduğu “Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı” ve “Amatör Futbolcu Lisans ve Transfer Talimatı” ile, gerek profesyonel gerek amatör bütün futbolcuların hukuki durumlarını düzenlemiştir. Amatörlük ve profesyonelliğin şartları, profesyonel futbolcuların kulüpleriyle yapacakları sözleşmelerin esasları, sözleşmeden doğan vecibeler, sözleşmelerin feshedilmesi, transfer esas ve şartları gibi futbolcuların hukuki durumlarını yakından ilgilendiren tüm konularda bu talimatlarla düzenlemeler yapılmıştır.


Sporcu ile spor kulübü arasındaki ilişki, genel olarak Futbol Federasyonu ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmektedir. Amatör sporcular, kulüplerinden herhangi bir ücret almadan spor yaptıkları için, sözü edilen düzenlemeler dışında bir değerlendirme yapmaya gerek kalmamaktadır. Bu idari düzenlemeler çerçevesinde amatör sporcuların hukuki durumu bütün yönleriyle düzenlenmekte, bunun dışında kulüple amatör sporcu arasında, bir ücret söz konusu olmadığı için diğer hukuk dallarını ilgilendiren bir hukuki ilişki ortaya çıkmamaktadır. Oysa kulüplerinden ücret almak suretiyle spor yapan profesyonel sporcular ile kulüpler arasında, sözü edilen idari düzenlemeleri aşan, diğer hukuk dallarını ilgilendiren farklı hukuki ilişkiler ortaya çıkmaktadır.


Profesyonel sporcular, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, kulüplerinden maddi bir menfaat elde etmek, daha doğru bir ifadeyle ücret almak suretiyle sporu bir meslek olarak yapan kişilerdir. Yani profesyonel sporcular, iktisadi yönden iş olarak nitelendirilen bir faaliyet gerçekleştirmekte ve bu faaliyetleri karşılığında kulüplerinden belli bir ücret almaktadırlar. Profesyonel sporcu, belli bir ücret karşılığında spor yaparken, belirli veya belirsiz bir süreyle kulübünün hizmetinde çalışma yükümlülüğü altına girmektedir. Kulübüne olan bu hiyerarşik bağlılığı sebebiyle profesyonel sporcu, spor yaptığı sırada kulübün talimatına bağlı olmakta ve kulüp tarafından özel hayatı da dahil olmak üzere sürekli olarak denetlenmektedir. Bütün bunların yanında profesyonel sporcu kulübüne sadakat ve itaatle yükümlü olduğu gibi kulüp de sporcunun sağlığını korumakla yükümlüdür. Profesyonel sporcu ile kulüp arasındaki bu hak ve yükümlülükler dikkate alındığında, profesyonel sporcu ile kulüp arasındaki ilişkinin bir hizmet akdi olduğu ortaya çıkmaktadır 5.


Hizmet akdinin İş Kanununda değil Borçlar Kanununda tanımlandığı görülmektedir. Buna göre, “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir. Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır.” Bu anlamda profesyonel sporcu işçi, spor kulübü ise işveren7 konumundadır. 4857 sayılı İş Kanunu’ nun 2’ inci maddesine göre, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.


Bu düzenleme gereğince, profesyonel sporcular ile spor kulüpleri arasındaki ilişkinin İş Kanunu’na tabi olması gerekir. Ancak İş Kanunu’ nun kanun kapsamı dışında kalan durumları saydığı 4’ ünci maddesinde sporcular da sayılmıştır. Bu yüzden, kulüpleri ile aralarında bir hizmet sözleşmesi bulunmasına rağmen profesyonel sporcular İş Kanunu’na tabi değildirler 6.


Bu düzenleme karşısında profesyonel sporcular hakkında Borçlar Kanunu’ nun 393 vd. maddelerinde düzenlenen hizmet akdine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Ancak Türkiye Futbol Federasyonu ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından yapılan düzenlemeler, profesyonel sporcu ile kulüp arasındaki hizmet akdini geniş ölçüde etkileyen hükümler ihtiva etmektedir. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından çıkarılan Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatında profesyonel futbolcular ile kulüpler arasında yapılacak sözleşmelerin şartları belirlenmiş, sözleşmelerin süresi, sözleşmelerin yapılma zamanı, her iki taraf için sözleşmeden doğan vecibeler, sözleşmelerin hangi şartlarla feshedilebileceği, sporcuların kulüplerinden ayrılarak başka bir kulübe geçmeleri gibi hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Benzer şekilde henüz hukuken amatör sayılan diğer spor federasyonları da Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan yönetmelik ile aldıkları yetki çerçevesinde, kulüp ile profesyonel sporcular arasındaki ilişkileri düzenleyen talimatlar çıkarmaktadırlar. Sporcu-kulüp ilişkisi düzenlenirken, spora özgü ihtiyaçların ve durumların dikkate alınması gerekli olduğu için, profesyonel sporcular İş Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. Özellikle İş Kanunu’nda yer alan hizmet akdinin feshine, kıdem tazminatına ilişkin hükümlerin sporcular bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı açıktır.  Bu bakımdan profesyonel sporcular, diğer işçilerden ayrı tutularak İş Kanunu kapsamından çıkarılmış ve yaptıkları spor dalına göre ilgili federasyonların o spor dalının ihtiyaçlarını dikkate alarak yaptıkları düzenlemelere tabi tutulmuşlardır.


Spor kulübünün işveren sıfatını kazanması bakımından dernek veya şirket şeklinde olması arasında bir fark yoktur. İş Kanunu gereğince işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişiye işveren adı verilir. Tüzel kişi işveren, bir kamu hukuku tüzel kişisi olabileceği gibi, özel hukuk tüzel kişisi de olabilir. Bu anlamda özellikle bir özel hukuk tüzel kişisinin kazanç paylaşma amacı güdüp gütmemesi önemli değildir. İşveren sıfatını taşıyan tüzel kişi, kazanç paylaşma amacı güden bir ticaret şirketi olabileceği gibi, dernek, sendika veya vakıf gibi kazanç paylaşma amacı gütmeyen bir tüzel kişi de olabilir. 7


 

1 Üçışık, “sporcuların sosyal güvenliği”; Üçışık, Sporda Sorunlar ve Çözüm Önerileri, S.165

2 Dr. Erkan KÜÇÜKGÜNGÖR, Türk Hukukunda Sporcuların Hukuki Durumu

3 Dr. Erkan KÜÇÜKGÜNGÖR, Türk Hukukunda Sporcuların Hukuki Durumu

4 Dr. Erkan KÜÇÜKGÜNGÖR, Türk Hukukunda Sporcuların Hukuki Durumu

5 Buna karşılık Yargıtay, bir spor kulübünde ücret alarak çalışan profesyonel antrenörlerin İş Kanunu’na tabi olacaklarını kabul etmektedir: Yargıtay 9. HD., 21.1.1991, E. 1990/ 9492, K. 1991/ 305; Çelik, s. 66, dn. 15

6 Buna karşılık Yargıtay, bir spor kulübünde ücret alarak çalışan profesyonel antrenörlerin İş Kanunu’ na tabi olacaklarını kabul etmektedir: Yargıtay 9. HD., 21.1.1991, E. 1990/ 9492, K. 1991/ 305; Çelik, s. 66, dn. 15.

7 Çelik,  S.45 Engin, M: Türk İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda İşveren, Ankara 1993, s.135